insanlara sinir oluyoruz, nefret ediyoruz onlardan, suratlarına bakınca tiksiniyoruz. neden? dönüp kendimize soruyor muyuz hiç, neden diye? hayır, çünkü cevabımız olmuyo çoğu zaman, sadece bahaneler… isteklerimizi yapmıyor annemiz babamız. sinirlenip ağlıyoruz, koşarak odamıza gidiyoruz kilitliyoruz kapımızı, çıkıyoruz bazen balkona bi sigara yakıyoruz… ”sonra ben neden böyleyim dersiniz tabi” diyoruz. hep bir bahanemiz var aslında. kurtulmak istiyoruz evden, kimsenin üstümüzde lafı geçsin istemiyor kafamıza göre yaşayacağımız günü bekliyoruz. kimimiz ayrı eve çıksak ne güzel olur diyoruz, bazıları için bağlılık sadece manevi anlamda. maddi olarak birine bağlı olduğun sürece özgür değilsindir. babanın parasını savurup boka battığında seni kurtaracak olanlar yine onlardır. aileden kurtulmak, bir çeşit intihar gibi. kimisi güzel bitiyor kimisi pişmanlıkla. kendi hayatını kazanmaya başladığın anda battığın boktan seni kurtarcak olan sensindir. özgürlük mü demiştin? bir şeyi onarırken diğerini batırmak bence bu. özgürlük dediğin şey bu mu peki? evin olsun, karnın tok olsun istediğin her şey ayağına gelsin. para, aşk hepsi kısıtlayıcı şeyler sadece. bi dağın tepesine çıkıp her şeyini bıraktığın an özgürsün. ne doğa sana hakim, ne sen doğaya. özgürlük mü demiştin? özgür olmak istiyorsan özgürlük kelimesini oturup bi daha düşünmen gerekebilir. insanlardan uzak, sadece kendinle yaşadığın sürece özgürsün. seni kısıtlayacak ya da eleştirecek hiç kimsenin olmadığı zaman özgürsün. istediğin gibi bağırabildiğin zaman özgürsün. iki kişi oldu mu özgürlük değil o, bir hayatı paylaşmaktır. özgürlük insansızlık bence. özgür bi insan da tanımadım hiç şuana kadar. özgürlük üstlenmesi ve yaşanması zor bi görev. ama bi ömür boyunca hepimizin ağzına yer etmiş bir kelime nedense…
Hepimiz acı çekiyoruz; her birimiz ayrı sorunlarla. Aynı müziği dinliyoruz, sadece kimimiz duyabiliyor kimimiz duyamıyor. Uyuşturuyoruz kendimizi her gece.
Cam bi kavanozun dibine yapışmış toz şekeriz biz, kimse almak istemiyo, çünkü hoş görünmüyoruz; aciziz. Sürekli yenileri geliyo üstümüze, çevremize. İnsanlar.
Umursamazız kimi zaman; ama her şeyin farkındayız fazlasıyla. Bizi dipteki halimizle kabul etcek birilerini bekliyoruz sadece. Dipte degiliz ama, hissetmediğimiz sürece. Her şey kendi hissettiklerimizle işlemiyor ama.
”Kendinden kaçma artık. Kabullen varlıklarını, yokluklarını, duygularını.
Ağlamak ve acılarını paylaşmak acizlik demiştin… Yalnızsın, farkında değil misin?
Çevrendeki insanlar sadece rakamsal olarak varlar; yoklar. Yoklukları da pek umrunda olmazdı.
Sevgi ne demek bilebilirsin, herkes sevgiyle doğar; anne sevgisiyle. Değer vermeyi ise yaşayarak öğrenirsin. Kaybederek, kazaranak öğrenirsin.
”Sevgi her şey için yeterli değil” demiştin. Haklıydın. Sevgin tek başına bazen yetersiz. Değer verilmemiş bir sevgi hiçbir şeydir.
Her zaman elinden tutacak birileri vardı, istediklerin her zaman senindi. Senin olan bir şeyi kaybetmeden de değer vermek nedir öğrenemezsin. Büyümen gerekiyor. Yaşaman gerekiyor. Kendini bırak, azcık hata yap, canın yansın, ağla, pişman ol, özür dile, kendini insanlara aç, başkalarının seni görmesine izin verdikçe kendini tanırsın. Senden başka insanlarda var, senden başka fikirlerin de olduğunu farkına var. Dünya’da yaşıyorsun!”
Sen bunu da yırtıp atarsın ama. Kendinden kaçıyorsun çünkü.

Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- Yapacak daha iyi bir şey aklıma gelmediği için..
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- Yazamadığım için..
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- Ne yapayım? Aptallıklarınızın bir parçası mı olayım? Bana böyle bir soru soran biriyle bir kaç saat konuşmak zorunda kalmaktansa ömrüm boyunca kitaplara gömülmeyi tercih ediyorum..
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- İnsan sevmiyorum ben. Gerçek insanları sevmiyorum. Fazla sıkıcılar. O yüzden kitaplarda bulduğum ve gerçek olmadıklarını bildiğim insanlar ruhumu dinlendiriyor..
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- “Sorma neden niçin, her şey yalnızlıktan..”
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- Küçüklüğümden beri böylesine şaşkın sorularla karşılaştığımda ne cevap vereceğimi bilemediğim için..
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- Neden insanlar bu kadar az kitap okuyor?
Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
- Neden balıklar su altında boğulmuyorlar? neden kediler hep dört ayaklarının üstüne düşüyor? neden sevdiğimiz ölüler ve sevmediğimiz diriler çok…
ne hissettiğimi bilmiyorum.
düşüncelerim çığ oldular adeta,
eziliyorum.
çünkü yok cesaretim
her birini kabul etmeye,
kendime söylemeye.
kim geldi?
demeye varmıyo dilim
daha çok
o mu geldi? diyorum
içimden.
…ama içimden.
kendimle yalnız kalmalarım desem
polisiye romanı, ya da
bi cinayet sahnesi.
ağlamalarım gecenin bir yarısı
gecenin sessizliğinde boğuluyo
onlar bile cesaretsiz.
birde birbirimize verdiğimiz sözler var
onlara tutunuyorum.
oysa sadece bi insanım, sen yokken.






